Fosfatidilserin, hücre zarının yapısında bulunan bir fosfolipittir.
Fosfatidilserin yapısı gereği beyin sağlığı ve hücresel fonksiyonlar için önemli olduğu bulgulanan bir fosfolipittir. Vücutta doğal olarak bulunmasına rağmen, yaşlanma ve beslenme alışkanlıkları seviyesini etkileyebilir. Takviye olarak da kullanılmasının yanı sıra çeşitli besinlerde de yer alır (1).
Bu yazımızda; fosfatidilserinin ne olduğuna, ne işe yaradığına, faydalarına, hangi besinlerde bulunduğuna, olası yan etkilerine ve daha fazlasına detaylı olarak bakacağız.
Fosfatidilserin, hücre zarının yapısında bulunan bir fosfolipittir. Genellikle plazma zarının iç katmanında bulunur ve hücrelerin iletişim süreçlerinde rol oynar. Bazı araştırmalar, beyin sağlığıyla ve dikkat süreçleri ile ilişkili olabileceğini göstermektedir (1, 2, 3).
Fosfatidilserin görevi, hücre zarının yapısına katılmak ve hücresel iletişim süreçlerinde rol almaktır. Genellikle nöronal zarların akışkanlığında ve yapısında yer aldığı ifade edilir. Bazı araştırmalar, beyin sağlığı ve bilişsel fonksiyonlarla ilişkilendirildiğini göstermektedir. Ayrıca, asetilkolin, dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin aktivitesine katkıda bulunabileceği belirtilmektedir. Hafıza ve öğrenme süreçleriyle bağlantılı olabileceği ifade edilirken, stres tepkileriyle de ilişkilendirildiği söylenmektedir (2, 3, 4, 5).
Fosfatidilserin içeren besinler arasında; soya fasulyesi, balık, sakatat, süt ürünleri ve beyaz fasulye gibi besinler bulunur.
Soya Fasulyesi: Soya fasulyesi, fosfatidilserin açısından en zengin bitkisel kaynaklardan biridir. Tofu ve soya lesitini gibi soya bazlı ürünlerin de önemli miktarda fosfatidilserin içerdiği bilinmektedir (6).
Balık (Uskumru ve Somon): Uskumru ve somon gibi yağlı balıklar, yüksek seviyede fosfatidilserin içerir. Bu balıklar ayrıca beyin sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitlerini de içerir (3).
Sakatat (Karaciğer ve Böbrekler): Özellikle karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar, fosfatidilserin açısından oldukça zengin gıdalardır (2).
Süt Ürünleri: Peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri az miktarda fosfatidilserin içerir. Fosfatidilserin seviyesi düşük olmasına rağmen, bu besinler genel diyetin bir parçası olarak önemlidir (4).
Beyaz Fasulye: Beyaz fasulyenin soya fasulyesine kıyasla daha az miktarda fosfatidilserin içerir, ancak bitkisel kaynaklar arasında önemli bir yere sahiptir (6).
Akademik makale sonuçlarına göre, fosfatidilserinin genellikle iyi tolere edildiği ve orta düzeyde tüketildiğinde güvenli olduğu belirtilmektedir. Yüksek dozlarda tüketildiğinde ortaya çıkabilecek fosfatidilserin yan etkileri arasında; hafif sindirim rahatsızlıkları, şişkinlik ve mide bulantısı bulgulanmıştır. Fosfatidilserin zararlarını araştıran bazı çalışmalar, bazı bireylerde baş ağrısı veya uykusuzluk gibi etkiler görülebileceğini göstermektedir (4, 7, 8, 9).
Fosfatidilserin faydaları arasında yer alabilecek özelliklerini inceleyelim:
Fosfatidilserin, hafıza, odaklanma ve öğrenme yeteneği üzerinde olumlu etkilerle bilinir. Araştırmalar, yaşla birlikte bilişsel fonksiyonlarda görülen değişimlerin yönetimine katkı sağlayabileceğini göstermektedir (3, 4).
Araştırmalara göre fosfatidilserin, stres yönetimine katkıda bulunabilecek bileşenlerden biridir. Çalışmalar, nörotransmitter aktivitesini modüle ederek duygusal dengeyi destekleyebileceğini göstermektedir (2, 6).
Fiziksel dayanıklılık ve toparlanma süreciyle ilgili çalışmalar, fosfatidilserinin yorgunluk hissini azaltmada rol oynayabileceğini göstermektedir. Kas ağrısı yönetimi ve egzersiz sonrası toparlanma sürecine katkı sağlayabileceği belirtilmektedir (3, 4).
Fosfatidilserinin hücre zarlarının yapısını korumaya yardımcı olduğu ve hücresel iletişimi destekleyebileceği ifade edilmektedir. Sinir sistemi başta olmak üzere hücre zarlarının esnekliği üzerinde olumlu etkiler gösterebileceği belirtilmektedir (1, 2).
Araştırmalar, fosfatidilserinin kardiyovasküler sistem üzerindeki rolüne dikkat çekmektedir. Lipid metabolizması ve damar fonksiyonları ile ilişkili olarak iltihap belirteçleriyle olan etkileşimi, kalp sağlığını destekleyici bir bileşen olarak değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır (10).
Fosfatidilserin ve Rhodiola Rosea, bilişsel fonksiyon ve stres yönetimi ile ilgili potansiyel faydaları açısından incelenmektedir. Rhodiola Rosea’nın ise bir adaptojen olarak stres yanıt mekanizmalarıyla ilişkili olduğu ve zihinsel yorgunluk ile fiziksel strese karşı adaptasyonu destekleyebileceği belirtilmektedir. Araştırmalar, her iki bileşiğin de nöroprotektif özellikler gösterebileceğini ve bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabileceğini ifade etmektedir (4, 11, 12).
Rhodiola Rosea hakkında daha detaylı bilgi edinmek için Rhodiola Nedir, Ne İşe Yarar? başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
İlginizi Çekebilecek Ürünler!
Fosfatidilserin takviyesi formları arasında genellikle aşağıdakiler yer alır:
Fosfatidilserinin günlük takviye olarak kullanılmasını sağlayan kapsül formu, en popüler formdur. Kapsüllerin doğru dozlama ve stabilite sağladığı bilinmektedir (13).
Fosfatidilserin tabletleri, markadan markaya farklı özelliklere sahip olabilir. Örneğin; genişletilmiş salınım formülleri sunarak etkilerini uzun süreli hale getirebilir (4).
Sıvı fosfatidilserin formülasyonlarının, kapsül veya tablet yutmakta zorlanan bireyler için uygun olduğu ifade edilmektedir(14).
Araştırmalar, yumuşak jel formundaki fosfatidilserinin diğer fosfolipitlerle birleştirilerek emilim oranının artırılabileceğini göstermektedir (15).
Toz formundaki fosfatidilserinin içeceklere veya gıdalara karıştırılarak tüketilebilir ve esnek servis oranı seçenekleri sunar (3).
Araştırmalara göre, fosfatidilkolin ve fosfatidilserinin hücresel yapı ve işlev açısından önemli fosfolipitler olduğu bilinmektedir. Çalışmalar, fosfatidilserinin fosfatidilkolinden fosfatidilserin sentaz enzimleri aracılığıyla sentezlenebildiğini göstermektedir. Ayrıca, fosfatidilkolinin hücre zarlarında daha yaygın bulunduğu, fosfatidilserinin ise sinir dokularında yoğunlaştığı belirtmektedir (3, 16, 17).
Anti-fosfatidilserin, genellikle hücre zarının iç kısmında bulunan fosfatidilserine karşı oluşan antikorlardır. Bu antikorların, özellikle antifosfolipid sendromu gibi otoimmün hastalıklarla ilişkili olduğu ve anormal kan pıhtılaşmasına katkıda bulunabileceği belirtilmektedir. Çalışmalar, anti-fosfatidilserin antikorlarının bozunmuş fosfolipidler ile etkileşime girerek bağışıklık yanıtlarını ve iltihaplanmayı etkileyebileceğini göstermektedir. Ancak, anti-fosfatidilserinlerin kesin etkilerini anlayabilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır (18).
Çalışmalarda elde edilen bulgulara göre, fosfatidilserin apoptoz sırasında hücre zarının dışına taşınarak makrofajlara hücreyi temizleme sinyali gönderir. Fosfatidilserin iç katmandan dış katmana geçmesi belirli enzimler tarafından düzenlenir ve iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olabilir. Bazı durumlarda, fosfatidilserin dışa aktarımı mitokondriyal disfonksiyondan bağımsız gerçekleşebilir. Dışa aktarımın engellenmesi ise ölü hücrelerin verimli temizlenmesini zorlaştırabilir (19, 20).
Fosfatidilserin kullananlar genelde kapsül, tablet ve toz gibi çeşitli formlardan kendilerine uygun olanları tercih ederler. Çalışmalar, fosfatidilserinin yağ içeren yiyeceklerle birlikte alınmasının emilimini artırabileceğini göstermektedir ve uzun süreli kullanımın özellikle yaşlı bireylerde hafıza ve bilişsel fonksiyonları desteklemede etkili olabileceğini öne sürmektedir. Ancka herhangi bir takviye kullanmadan evvel bir sağlık uzmanı ile görüşülmesi önerilir (4, 13).
Özellikle yaş alma sürecinde bilişsel performanslarını gözlemleyen kişiler tarafından araştırılmaktadır. Kullanımının size uygun olup olmadığını değerlendirmek için bir uzmanla görüşmeniz önerilir (4).
Araştırmalarda, fosfatidilserinin genellikle 50 yaş ve üzeri bireyler tarafından kullanıldığı bulgulanmıştır. Ancak kesin bir cevap için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır (21).
Fosfatidilserinin emiliminin artırılması için yağ içeren yiyeceklerle birlikte alınması önerilmektedir. Bununla birlikte, her bireyin ihtiyaçları farklı olabileceğinden, kullanım şekli kişisel tercihlere ve ihtiyaçlara göre değişebilir. En uygun kullanım zamanı için bir uzmandan destek almak faydalı olabilir (13).
Fosfatidilserinin bazı çoklu besin takviyelerinde E vitamini, piridoksin (B6) ve Ginkgo biloba özütü ile birlikte bulunduğu bilinmektedir (22).
Fosfatidilserinin kan pıhtılaşma mekanizmalarını etkileyebileceği düşünülmektedir. Ancak, belirgin bir kan sulandırıcı etkisi olduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Araştırmalar, fosfatidilserinin hafif kan basıncı düzenleyici etkiler gösterebileceğini, ancak pıhtılaşma üzerindeki rolünü netleştirebilmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır (23).